Sen, Dünya Kadını!
Her gün yeniden yaşıyoruz bir kadının ilminde olmanın kutlu ve geleneksel onurunu yaşıyoruz. Bir kandil kıvamında mistik, bir bayram havasında coşkun bir yeni gün. Onurlu bir yaşam için, herkes için, önce kadınlar için ve kadınlar nezdinde hepimize kutlu ve mutlu olsun yeniden.
Sen, dünya kadını,
Sen, çocuklarımızın annesi,
Sen, ocağımızda, ocağın kendisi
Sen, mutfağımızda aşçı
Evinde gündelikçi
Tarladasın işçi
Vs. vs. vs.
Nuh’un beşiğinden çocuklar aşırıp dünyaya çocuklar veren, yaşamın her alanında kendisinden her daim farklı şeyler beklenen, bitmek bilmeyen sorumluluklar yükü ile yüklü kadınlarımız… Mutfakta ayrı maharet, temizlikte ayrı; sokakta ayrı bir havada olan, evde kapalı kapılar ardında ve hep kendisinden farklı fanteziler beklenen ve kendi fantezilerinin kurbanı olan ya da kurbanı edilen kadın, kadınlarımız ve dünyanın kadınları…
Sürekli ilham veren, her daim yeni şeylere gebe olan kadınlarımız. Hazerfan’ın kanatlarına havayı üfleyen, Arşimet’e kaldırma kuvvetini ilham eden, Heraklit’i her defasında farklı sularla yıkatan ve hayat akıyor dedirten kadınlarımız. Marks’ı diyalektik çıkmazlara sokan, İsa’ya geri dönme fantezileri kurduran, Âdem’i cennetten edip, Havva’ya dünyayı cehennem eden, Şairlere şiir dizdiren; Aragon’a mutlu aşk yoktur dedirten, yazarlara öyküler romanlar yazdıran kadın, kadınlarımız ve dünyanın kadınları…
Varlığına tahammül edilemeyen, yokluğuna dayanılamayan… İsteyince, olmayanı olduran; istemeyince, olanı oldurmayan,
Bıkıp usanmadan peşinden koşulan, kimi zaman da uğrunda dağlar tepeler aşılan, aşılamayanı deldiren, çöllerde kumlar yiyen, ölümlere kucak açılan, savaşlar ilan ettiren, uğrunda medeniyetler kurulup, şehirler yıkılan…
Tohumuna bakılmaksızın her daim en güzelinden başaklar veren lakin bu başakları her defasında kendi egemen andavallığımızla un eden bize tahammül gösteren…
Tüm bir aileye yeten ve onu motive eden, evire çevire sevmekten bıkıp usanmayan, her bir bireye ayrı sevdalı, herkesin ona ayrı sevdalandığı…
Yürekleri yufkadan yapılmalılar, memeleri sütçeşmeliler, dilleri süttatlılılar; gözleri mercan ışıklılar, elleri pamuklular, düşlerinde hep biraz daha sevda, hep biraz daha huzur olan kadınlar, kadınlarımız ve dünyanın kadınları…
Bunca zulme doymayıp tarih boyunca ve yeni modern zamanlarda da dayak yeme kabiliyetinde olanlar, kurşun yiyenler ve her şeye inat, herkese rağmen bana mısın demeyenler, isyan hatta inadına isyan edenler, kimsenin namusu olmayacağız diyenler ve namusa kurban olanlar…
Siz üretenler, siz sevdaya düşenler ve sevdayı ömrünce bir muskada taşıyanlar…
Ve daha uğrunda milyonlarca kelime, cümle, şiir, roman, öykü yazılsa da az gelecek olan kadınlar, kadınlarımız ve dünyanın kadınları…
Önünde saygı ile eğiliyorum, bize can verdiğiniz için ve diğer sebepli sebepsiz her şey için iyi ki varsınız. Yükün hep sevda olsun, iyi şeyler ilminde ve iklimlerinde sevgilere boğulasın, boğulasınız kadınlar, kadınlarımız ve dünyanın kadınları. Bu kutlu gün sizlerin nezdinde bizlere de kutlu olsun.
Bir kadından olmak, bir kadını sevmek, bir kadın tarafından sevilmek onurdur.
Hakan TUNÇ
00.10 – 8.3.2008
Bu yazının her türlü hakkı yazarı Hakan Tunç’a aittir, izinsiz kopyalanması ve başka yerlerde yayınlanması yasaktır, izinsiz kullananlar hakkında yasal işlem başlatılacaktır.

Yorum Bırakın.