Kurtlar Vadisi’nin yaşadığı dönüşümle ilgili Star Gazetesi yazarı Şamil Tayyar ve Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı birer yazı yazdılar. İskender Büyük’ün bir anda neden kahramanlaştırıldığını ya da Muro’nun neden birdenbire öldürüldüğünü merak ediyorsanız yazıları okumanızı tavsiye ediyoruz.

Kurtlar Vadisi – Para

Wall Street Journal’a konuşan Başbakan Erdoğan, Aydın Doğan’ı vergi kaçakçılığı  suçundan ömrünü hapiste geçiren Al Capone’a benzetmiş. Aydın Doğan, Kurtlar Vadisi’nde de “Medya Patronu Davut Tataroğlu” karakteriyle anlatılıyordu.

Capone benzetmesini “ağır” buldum. Ama kavgada bu tür yumruklar sürpriz sayılmaz. Tataroğlu ise dizide pek makbul biri değildir, Capone’a rahmet okutur.

Karakterin mucidi Soner Yalçın şimdi Hürriyet’te yazıyor. Dizinin kendi de Aydın Doğan’a  ait bir TV kanalında yayınlanıyor.

Ne hikmetse, birden kötü  adamın iyi huylarını keşfetmeye başladık, dizinin konsepti ise Soner Yalçın’ın eski Ergenekon konseptine doğru evrildi.

Ergenekon konusunda 3 kitap ve sayısız makale yazmış biri olarak, Kurtlar Vadisi’ne dalmadım. Ancak, gelinen nokta, sessizlik eşiğini aşmıştır.

Ergenekon Vadisi

Projektörlerimizi geriye doğru çevirdiğimizde, Ergenekon’un darbe senaryoları pişirdiği dönemle Kurtlar Vadisi’nin sahneye çıktığı dönemin eş  zamanlı olduğunu görürüz. Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven darbe senaryoları, 2003-2004 aralığında mayalanmıştır.

2002 yılı sonunda iktidara gelen AK Parti’yi sandık yoluyla devirmenin imkansız olduğunu gören darbeciler, o tarihlerde faaliyetlerini yoğunlaştırmışlardı.

Derken, 2003 yılında Kurtlar Vadisi doğdu. Konsept danışmanı, JİTEM’e yakınlığı ile bilinen Perinçek ekolünden Soner Yalçın…

Yönetmeni Osman Sınav ise şimdi Ergenekon davası sanığı olan Jandarma İstihbarat Albayı Hasan Atilla Uğur’la yakın ilişki içindeki bir isimdir.

2006 yılına kadar bu ilişkinin, diziye hayat verdiğini görüyoruz. JİTEM’in örtülü şekilde korunduğu, MİT ve Emniyet’in kötülendiği bir konseptle karşı karşıyayız. Bu iki kurum, ABD ile ilişki içindedir, vatanı  satar. MİT’i çağrıştıran “Mito” karakteri de öyle…

Ancak, asker kökenli MİT Müsteşarı Fuat Doğu ve Orgeneral Eşref Bitlis karışımı  olarak vadide sunulan “Doğu Eşrefoğlu” karakteri farklıdır…

Doğu’da yıllarca JİTEM adına kan akıtan “Yeşil” rolündeki Aslan Akbey, fena adam değildir…

Faili meçhul cinayetlere kurban giden Savaş Buldan ve Behçet Cantürk gibi isimler “kafalarına kurşun sıkılmayı hak etmiş” gibi gösterilen “Barış Bulman” ve “Behiç Türkcan” karakterleriyle anlatıldılar.

Dündar Kılıç’ın karakterize edildiği “Laz Ziya”, Alaattin Çakıcı’nın anlatıldığı “Süleyman “Çakır” da öyle…

Kurtlar Vadisi’nde ilk 3 yıl; ABD karşıtı-Ulusalcı eksende JİTEM’i koruyan MİT ve Emniyet’i kötüleyen, Ergenekon zihniyetinin bilinçaltındaki izdüşümüne tekabül eden bölümlerle geçti. Kurtlar Vadisi Terör’le Kürt düşmanlığı iyice körüklendi.

Hidayet yılları

2007 yılından itibaren Kurtlar Vadisi’nin konsepti tümden değişti. Bu değişiklikte; ağırlıklı  olarak Soner Yalçın’dan boşalan konsept danışmanlığına Ömer Lütfü Mete’nin gelmesi, 22 Temmuz seçimleriyle AK Parti’nin kalıcılığının ortaya çıkması ve Ergenekon operasyonu etkili oldu.

Askeri istihbaratın vadideki etkisi asgari düzeye indi. Dizi, genel hatlarıyla, Ergenekon iddianamesi düzleminde gelişti. Veli Küçük’ü tarif eden İskender Büyük karakteri, en çarpıcı örnektir.

Başkahraman Polat ise neredeyse Savcı Zekeriya Öz’e benzer hale geldi. Savcının silahlı hali gibi…

Soruşturma safhasındaki bazı  gizli bilgiler de henüz iddianameye dönüştürülmeden önce vadide yer buldu. Bu durum, kimi izleyicilerde “önceden biliyorlar” algısını güçlendirirken, kitleler üzerindeki etkisini arttırdı. Ancak, Silivri’de “istenmeyen dizi” oldu.

Rotadan çıktı

Bu dönem, 2 yıl sürdü.  Kamuoyuna yansıdığı kadarıyla, ekonomik kriz yüzünden Show’da yayına ara veren Kurtlar Vadisi, tekrar döndüğünde 2003-2006 konseptiyle barışır gibiydi. Yani, Ergenekon’un manyetik alanına geri döndü sanki.

İskender Büyük, “devlet menfaatlerini koruyan adam” pozuna büründürüldü, kahramanımız Polat’la Cumhurbaşkanının refakatinde barış turuna çıkarıldı.

Kamuoyunda; Ergenekon davasının  örtülmesi için üst düzey girişimlerin başlatıldığı ve tarafların bir araya getirildiği algısı oluşturuldu. Kimi Ergenekoncu siteler de aynı minvalde Silivri’deki davanın 1 yıl içinde düşürüleceği iddiasını işlemeye başladılar.

Ana tema da değişmeye başladı. ABD ve AB karşıtlığı, Kürt düşmanlığı, Ulusalcılık yükselen değerler gibi algılanır oldu.

Dizi, Doğan Grubu’na transfer olduktan sonra iyice zıvanadan çıktı. Aydın Doğan’ın karakterize edildiği Davut Tataroğlu’nun kerametlerini görür olduk. PKK’lı  bir bölge sorumlusuna benzetilen Muro karakteri, bir anda öldürüldü. Ergenekon’un söylemiyle Kurtlar Vadisi’nin konsepti kolkola girdi.

Pusu oldu Para

Maalesef, Kurtlar Vadisi, aradan geçen 6 yılda, paraya göre rotasını belirleyen, girdiği kaba göre şekillenen “Kurtlar Vadisi-Para” formatına bürünmüştür. Hiçbir inandırıcılığı kalmamıştır.

Karşı çıksak da eskiden kendi içinde anlam bütünlüğü ve idealize edilen değerler sistematiği vardı. Hiç olmazsa Ergenekon’a inanıyordu. Şimdi, ABD Doları’nın yeşil rengine göre yalpalayan bir dizi var.

Şiddeti teşvik eden, kan akıtıcıları meşrulaştıran ve hukuksuzluğu devlet nizamının üzerinde gösteren bir anlayışın hortlatılmaya çalışılması ise cabası…

MHP kontenjanından seçilen RTÜK üyesi Esat Çıplak’ın, diziye ceza verilmesini isterken ortaya koyduğu şu tarihi gerekçeyi dip not olarak düşmek istiyorum: “Toplumdaki adalet duygusunun zedelenmesi, devlet algısının bozulması  ve şiddetin bir yöntem olarak meşrulaşmasının sonuç olarak hukuk devleti idealini baltalayacağına inanıyorum.”

Yerden göğe kadar haklıdır.

Şamil TAYYAR – Star.com

Kurtlar Vadisi’nin altı yıllık dönmedolap tarihi…

Şamil Tayyar, Kurtlar Vadisi dizisinin değişimiyle ilgili “Kurtlar Vadisi-Para” başlıklı bir yazı kaleme aldı geçen çarşamba… Yazı ana hatlarıyla doğru bir yazıydı. Ama ilginç olan PanaFilm’den gelen cevaptı… Bir insan bir şey yapar, sonra da arkasında durur. Bu dizi ekibinin duruşu Osman Pamukoğlu’nun partisine oy verip, Ahmet Altan’ın fikirlerinin hayranı olan bir meczuptan farksız… Kendi yazdıklarının arkasında duramayan bir ekip var ortada. Ya da kendi yazmayan, başkalarına stenograflık yapan bir ekip bu… Şamil Tayyar’ın da demeye getirdiği bu zaten…

Bana da Kurtlar Vadisi’nin dönüşümünü soran hâlâ çok sayıda mail geliyor. Toplumumuzu çok ciddi etkileyen bu TV fenomeniyle ilgili uzun süredir bir şey yazmadım. Bu yazıda altı yıllık öyküyü bir özet geçeyim…

2003-2006 arası dizi birebir JİTEM’in ajandasını seyircilere aktarıyordu. Ergenekon zihniyetinin kafasında olan Türkiye fotoğrafını sunuyordu. Askerler tek iyi karakterlerdi. Tayyar’ın da belirttiği gibi MİT ve Emniyet mensupları “kötü adamlar” olarak gösteriliyordu. O dönemin gündemini aynen Ergenekoncu bakış açısıyla yorumluyordu dizi. Yahudiler şerefsiz, Hıristiyanlar namussuz, Kürtler işbirlikçi ve haindi. AB ve ABD Türkiye’nin düşmanıydı. AB yolunda ilerleyen AKP hükümeti, AB’yi destekleyen Gülen hareketi ve AB-yandaşı aydınlar da satılmış tipler olarak sunuluyordu… Fakat diziyi yapanlar da AKP’ye yakın tiplerdi. Dindar-muhafazakâr camiadan geliyorlardı ama AKP’yi devirmek isteyen darbeci tezgâhın parçalarıydılar… Şaşmaz kardeşler ve diğer senaristler o dönem için suçu Osman Sınav ve Soner Yalçın’ın üzerine atmak istiyorlar ama kendileri de suçlu. Kendilerinin de bu işte imzası var… Ergenekon sanığı Hasan Atilla Uğur ile bağlantıları meselesine girmiyorum bile…

Öte yandan, 2006’nın şubat ayında vizyona giren Kurtlar Vadisi-Irak filminin yapım ekibinde Yalçın ve Sınav yok. Tüm imza şu anki ekibin… Bu film din istismarı üzerinden dindarları Ergenekon projesine eklemleme amacı güden, Kürtlere ve gayrımüslimlere yönelik faşizan bakışını aynen sürdüren bir prodüksiyondu… Ergenekon’un AKP’yi tezgâha getirmek konusunda en büyük başarısı, birçok AKP ileri geleninin de trajikomik biçimde galasına katıldığı bu filmdi…

Bu arada 2006-08 döneminde başarılı olmayan çok sayıda Ergenekon zihniyetine sahip dizi de yapıldı ya da yaptırıldı. Soner Yalçın&Cüneyt Özdemir prodüksiyonu Sağır Oda bunlardan biriydi. Bu faşist dizide Irak’ta Kürtler, Türkmenlere zulmediyordu. Türkmenleri sürgüne gönderip, katlediyordu. İzleyenleri Kürtlere karşı kışkırtan sahnelerle doluydu dizi… Aynı şekilde Osman Sınav, Ergenekon soruşturma kayıtlarına da yansıdığı biçimde Hasan Atilla Uğur’la bağlantılı şekilde yine ırkçı içerikli Pars: Narkoterör dizisini yapıyordu… Bu tür dizilerin bir anda çıkıp, şu an hiç olmaması da ne kadar tesadüftür tartışılır elbette…

2007 seçimleri sonrası ise Kurtlar Vadisi-Pusu versiyonuyla bu dizi bir anda Ergenekon-karşıtı bir şekle büründü. Emniyet istihbaratının bakış açısı diziye hâkim oldu. Polat bayağı bayağı liberal konuşmalar yapmaya başladı. Muro diye bir sempatik PKK’lı karakter bile türedi… 2009’un ikinci döneminde ise dizi bir daha döndü. Yine Batı-düşmanı militarist çizgiye geldi, fakat hükümet ve köşk de iyi gösterilmeye devam etti. Şu an dizide hükümet-asker ittifak içinde Batı sistemine karşı mücadele ediyor!!.. Yani dizi iyice zırva bir hale geldi… Dizide altı yıldır ezeli ve ebedi tek değişmeyen şey Batı-düşmanlığı ve hukuksuz şiddeti meşru gören/gösteren o ahlakdışı bakış açısı… Kurtlar Vadisi olgusuna dair kısaca vaziyet budur yani…

Rasim Ozan Kütahyalı – Taraf.com.tr