Gecenin Aydınlığı…
Umut var mı diye sormuştun geçende bana ve yine kendin cevaplamıştın: “Umut yok.” Bir yere varamayacaksak bu engin denizde kürek sallayıp acımızı neden uzatıp daha da derinleştirme nedenimizi anlamakta sıkıntı yaşıyorum. Sence insan neden mazoşizme meyleder. Acı çekmek gerçek bir özgürlük değil, bilirim. Bakma sen sadizmin bu acılara yapmış olduğu atıflara. Kaybetmek diyorsun ve ben karşısına kazanmayı koymak istemiyorum. Çünkü bir oyun değil oynadığımız. Kazanmak ve kaybetmek yok. Paylaşmak vardı esas olan ve bunun sonuçları vardı. Ya bunun hazzına koyvereceğiz kendimizi ya da bitirip hep “bitmeseydi ne olurdu”nun sonuçlarını içsel hezeyanlarla hesaplaşşarak geçireceğiz.
Yüreğini kanatmak ve avuçlarıma koyvermek, yapma! Buna dayanamam. Kan tutmasından değil. Yüreğinin öyle kanayacak olmasından. Kanamasın! Kanamasın ki kana kana içelim hayatın tadından. Heyecanını yaşayıp bu heyecana ekmek banalım.
Her aşk elbet kendi anlamını bulur, her şeyin kendi anlamlarını aradığı gibi. Kapanmasın kapılar, ya da sen kapılarını açık tut, tut ki ben mutlak geleceğim. Aralık kalsın, o aralıktan sızacağım. Seni anlamak, seninle anlamak, seninle anlamlandırmak için geleceğim. İşte anlam! Anlamlar… İşte buradayım sen seç. İşte deniz işte biz… ne anlıyoruz?

